İyilik İyidir…

İyilik iyidir elbette. Aksini düşünen var mıdır bu hayatta?

İyilik, iyilik yapılan için mi yoksa yapan için mi daha iyidir? Ne kadar iyilik dedim böyle. Kötü olacak daha fazla iyilik dersem.

Her iyilik özünde karşılık bekler mi yoksa onu iyi yapan karşılık beklenmemesi mi?

Ya iyilik yapıp kötülük görmek? İşte temel sorun sanırım bu. Bizi iyilikten geri tutan, bizi iyi olmaktan alıkoyan yaptığımız iyiliğe karşılık kötü şeyler yaşayabilme potansiyelimiz.

Babaannemin sürekli bana tekrarladığı bir öğüdü var. Tam da onun dediği gibi yazacağım buraya.

”KİME EYİLİK ETSEN BAŞAN DAŞ GELİR OĞUL”

Hayat tecrübesinin tartışma konusu bile olmayacağı minnoş babaannem ne iyilikler yapmış ve karşılığında ne kötülükler görmüş de bu kanıya varmış acaba?

Ha çok öğüt dinleyen birisi değilimdir. Kabul etmem sırf benden yaşı büyük diye birilerinin söylediklerini. Yaşayıp tecrübe etmeyi severim ben. Tabii burnum boka batsın gelsin beni yine o sözünü dinlemediğim büyükler kurtarsın. Adam olmam ki işte bu yüzden. Azıcık dinle be oğlum ama nerdeeee. Ben kafamın dikine gitmeyi severim. Benim olayım bu canım.

Burnumun dikine gittiğim ama ne hikmetse bu sefer boka çamura düşmediğim bir gün yaşadım bir tarihte.

O zamanlar şu an bulunduğum şehirde il merkezine çok uzak bir ilçede çalışıyorum. Git git bitmeyen bir yolu var. Dar ve virajlı. Yolları severim ama yalnız başıma. Zaten hayatta hep bu yüzden tak başıma kalmadım mı? Etrafımdaki kalabalığın ne kadarına çoğunluk edebildim. Anımı anlatacağım ama içimdeki yalnızlık abidesi rahat bırakırsa beni. Uyandı yine yalnızlığım şarkı söylüyor içimde ”Yalnızım ben dostların yalnızım yalnız” diye. Neyse sus oğlum yazımı yazıp uyuyacağım saat çok geç oldu sende uyu sabah zaten yalnızlığıma yalnızlık katmak için uyanacaksın. Konumuz iyilikten yalnızlığa döndü iyi mi?

Bindim arabama açtım ”yollar seni gide gide usandım” türküsünü çıktım yola il merkezine doğru. İlçenin çıkışından 6-7 km kadar sonra bir genç gördüm el kaldırdı bana ama benden önce kaç arabaya el kaldırdı da alan olmadı? Umutsuz bir el kaldırmaydı. Umutsuzluğu nerede olsa tanırım ben en iyi de kendimden bilirim. Hadi oğlum sen iyi bir adamsın yeşert şu gencin umudunu dedim ve hemen yanında durdum. Hemen bindi arabaya. Baktım okul üniformalı. Nereye gidiyorsun kardeş okuldan mı kaçtın? dedim. O kadar çok okuldan gezmeye tozmaya kaçmışım ki ben zorunlu hallerde okula gitmemek nedir bilmem? Soytarının biriyim lise yıllarımda. Yok abi dedi ne kaçması babam aradı kardeşim hastalanmış ona ilaç aldım onları götüreceğim diye gitmedim okula. Ulan nasıl bozuldum. Düpedüz aşağılık bir adam oldum kendi gözümde. Kaç saattir kimse almadı beni bende yürümeye başladım köye doğru, gelen arabalara el kaldırdım. Köyünü sordum 30 km daha var. Hah iyi dedim içimden bir işe yaradın bak oğlum. Bastım gaza. Köy yolu ayrımında ben ineyim abi yürürüm buradan köye dedi. Olur mu öyle şey eve kadar götüreceğim seni kardeşine yetiştirelim dedim ilaçları. Gözleri parladı gencin. Evin önüne geldik abi gel çayımızı iç o kadar getirdin beni dedi. Sağol kardeşim evime gideceğim ben de geç kalmayayım dedim. Tamam abi çok çok teşekkür ederim dedi ama iki kere çok deyince havalara uçtu yüreğim işte iyilik bu dedim kendi kendime.

Köyden tekrar ana yola çıktım ve yoluma devam ettim. Yarım saat sonra yaşlı bir amca el kaldırdı. Hiç tereddüt etmeden durdum. İyilik ile başlamıştı yolculuk öyle de devam edecekti belli ki. Hemen hoş beş ettik ve nereye amca diye sordum. İl merkezine giderken içinden geçeceğim bir ilçeden benim çalıştığım ilçenin bir köyüne Cuma namazını kıldırmaya gelmiş amca. Devletin yanlış işleyişini eleştireceğim ya dedim neden yok ki köyün imamı sen taaa nerelerden buraya gelmişsin. Köyün imamının annesi rahmetli olmuş bizimde haberimiz oldu bende Cuma namazını kıldırayım namaz boş geçmesin diye geldim dedi. Tabii camiye gittiğim yok ki böyle hassasiyet nerede olsun bende. Anca metaryalist bakış aforizmaları ile doldurmuşuz kafamızı. Ulan gidip iki rekat namaz kılsan bilirsin böyle manevi işleri be dedi içimdeki mümin yumuşak bir sesle. Amcayla yolda müslüman nasıl olmalı islamiyet nasıl yaşanmalı kimdir iyi müslüman konularında epeyce bir konuştuk ve sonunda vardığımız nokta şu oldu ”MÜMİNİN DERDİYLE DERTLENMEYENDEN İYİ MÜSLÜMAN OLMAZ.” Güzel bir sonuca bağlamıştık ve ben bugün iki ”az sonra üç olacak” müminin derdiyle dertlenmiştim. Cumaya gitmemiştim belki ama iyi müslüman olma yolunda biraz yürümüştüm. Yürümek demeyelim de emeklemek diyelim. Klavye bende diye kendimi ak pak edecek değilim. Amcayı ilçede indirdim ve yoluma devam ettim. Arabada çalan türkü manidar ”Rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem.”

İkinci ilçeyi çıktıktan 15-20 km sonra bir amca daha el kaldırdı. Artık almamazlık etmem edemem çünkü günüm böyle devam edecekti. İyilikle yeşerecek bir gündü bugün. Neyse aldım amcayı nereye amca dedim il merkezine dedi. Hayırdır dedim. Bizim oğlan ameliyat oldu hastanede yatıyor gece onun yanında ben kalacağım dedi. Vakit geç olmuş neden erken gitmedin dedim. Ulan sana ne be bundan, arabana aldın diye ne bu sorular? Meğer amcanın danasının birisi kayıpmış onu aramış durmuş o yüzden geç kalmış. Sanki erkenden haberim olsa gidip danayı bulacaktım. Saçmalamak ya benimkisi. İl merkezine vardık hastanenin kapısına kadar götürdüm amcayı. Hastanede çalışan tanıdıkların olduğunu ve yardımcı olunabilecek bir durum varsa ilgilenebileceğimi söyledim. Amca gerek olmadığını söyledi ve ağzından şu cümleler döküldü ama ağzından değil de yüreğinden döküldü sanki o cümleler ”Sen beni evladıma yetiştirdin gece yanında kimse kalmayacaktı sen beni almasan sağolasın yeğen.”

İyilik yapmıştım ve başıma taş gelmemişti. Minnoş babaannemin tecrübeyle sabit öğüdü boşa mı çıkmıştı acaba? Babaannem yanılmış mıydı? Derken babaannemin bana hep ettiği dua geldi aklıma.

ALLAH EY İNSANLARI GARŞAN ÇIKARA OĞUL…

Hayatta hep iyi insanların karşıma çıkmadığı su götürmez bir gerçek ama o gün karşıma çıkan tüm insanlar iyilerdi.

Ve iyilik iyiydi o gün…

Yorum bırakın