
Epeydir yazmak için bilgisayarın başına oturamıyordum. Kesildi mi kesiliyor bazen yazma isteği. Aslında aklımda farklı bir anım vardı yazacağım ancak bir kaç gündür içimde dolaşan o duyguyu yazmak istedim. Biraz da dertleşmek istedim sanırım kelimelerle. Dur bir sigara yakayım da daha iyi akıtayım buraya zihnimi. Biliyorum çok sigara içiyorum. Çevremdeki çoğu kişi ölümümün sigaradan olacağını söylüyor ama düşündükleri gibi ölümüm sigaradan olmayacak bunu da çok iyi biliyorum siz de bilin istiyorum. Benim gibi birisinin ölümü çok basit ve sade olacaktır. Arkamdan şu söylenecektir eminim ”Ulan böyle bir hayatı yaşayan böyle mi ölür?”
De neden ölüm konusu geldi girdi araya? Kendi ölümümün nasıl olacağı daha doğrusu nasıl olabileceği konusunda detaylıca yazarım daha sonra şimdi bir nefes daha alıp sigaramdan hemen konuya giriyorum.
Bir kaç gün önce anneme çaya gittim. Çayın en güzel yerinde ortanca teyzem annemi aradı. Yine her zaman olduğu gibi dedikodunun dibine vuracaklardı. Çünkü basit bir hoş beş telefonu bile hemen dayımın eşinden başlayarak dedikoduya dönerdi. Başlangıç hiç şaşmaz. Çok sevdikleri küçük kardeşlerinin eşi. Neyse bende severim hani sohbete salça olmaya baktım konu biraz farklı. Teyzem anneme büyük teyzelerinin çok hasta olduğunu kanserinin ilerlediğini durumunun kötü olduğunu söyledi. Her an ölebilirmiş hatta. Çok fazla teyze teyze dedim farkındayım konunun karışmaması için şöyle bir dip not vereyim hasta olan anneannemin kardeşi yani annemin teyzesi. Demeyin şimdi bu nottan sonra salak değiliz herhalde anladık diye. Küfür de etmeyin. Ya da edin ben olsam ederdim bir yazı okuyacağız şurada göt doğru düzgün yazsana diye.
Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama zamanın birinde şöyle bir cümle okumuştum ”Sizi üzen birisinin sizi hangi cümlelerle üzdüğünü bir zaman sonra unutabilirsiniz ama o an hissettiklerinizi unutmazsınız”
Durum tam da buydu. Unutmamıştım. Sadece onu değil hiçbirini.
Babamın yanında çalıştırdığı kadınla ailemizi bırakıp gittiğinde ben 18 yaşındaydım. Annem, kız kardeşim ve ben kalakalmıştık. O terkediliş gününden sonra etrafımızdaki yakın uzak tüm insanların bana daha doğrusu bize bakışı şu duygu üzerinden oluyordu.
ACIMA DUYGUSU…
O acıma duygusu ile bize bakan insanların listesi çok uzun ancak tekrar o zamanlar hissettiğim şeyi hatırlatan o telefon oldu.
Annemin teyzesi babamın bizi terkettiği günden sonra ne zaman annemi arasa oy kuzum oy yavrum diye başlayıp salya sümük ağlardı. Lan o dönem mağazanın başına geçmişim para kazanıyorum evi geçindiriyorum hayat standartlarımızda bir eksiklik yok ortada aksi bir durum da yok. Aç sefil değiliz sokağa da düüşmedik. Ha yok dert bana göre şu. Başlarına bu kadar olay geldi hala yıkılmadılar. Ne istiyorsun kaltak? Sersefil ortada mı kalsaydık? Neyse ne zaman bu kaltak telefon etse aynı salya sümük tavrına devam eder dururdu.. Onun yaşadığı şehre gittiğimde sözde büyük ya ziyarete giderdim başlardı bana da şıllık şıllık oy kuzum oy yavrum diye. Şu his otursun isterdi içimize herhalde acınası durumdasınız ve biz de size acıyoruz. Zorunluluktan ne kadar çok yaşadık bu durumun aynılarını anlatamam. Kimisi bir sözü ile kimisi bir bakışı ile sürekli bir acıma duygusu çakmaya çalıştı içimize.
Bu acıma duygusu ile bakan bunu içimize yerleştirmeye çalışan insanlar ”direk aşağılamak gibi olsun” basit varoş boş beleş adamlar. Şu gün olmuş hala bir söylediklerinin toplum içinde yeri olsun görmedim. Aslanım bana öğüt verecek, bana acıma hissiyle bakacak adam benden ileride olacak, benden daha acınası durumda olayacak. Yine egom geldi yazıya dahil oldu ama benim düşüncem bu.
Gelelim annemin kaltak teyzesine. Kızı yokmuş yanında aman bakım konusunda sorun yaşıyormuş falan filan. Gördün mü gerçekten acınası halde olan kimmiş? Oy yavrum oy kuzum. Umurumda olmadı ölüm döşeğinde olması. Bu umursamaz tavrım vicdanımı da rahatsız etmedi. Ölürse ölsün ne yapabilirim diye de ekledim. Gayet maddeci bir bakış açısıyla ifade etmek gerekirse ”İnsanlar doğar yaşar ölülrler”.
Ya birisi de seninle alakalı böyle düşünürse kötü hissetmez misin diye soranlar olur diye cevap veriyorum. Sikimde bile olmaz.
Ulan söz vasiyet edeceğim öldüğümde ardımdan tek göz yaşı bile dökmeyin diye. Sevdiğim insanların tek bir damla yaşına değer miyim oğlum lan ben?
Acıma duygusu ile baktılar yıllarca bize, kendileri acınası duruma düştüler.
Meslek sahibi olamayalım istediler çok iyi meslek sahipleri olduk.
Düzgün kaliteli yaşantımız olmasın istediler daha kaliteli daha düzgün yaşamaya devam ettik.
Bu olumsuz bakış ve düşünceleri nasıl bertaraf ettik biliyor musunuz?
BİRBİRİMİZE DAHA SIKI TUTUNARAK…
Gönülden hisler beslemediğim sırf kan bağı ve zorunluluktan görüştüğüm tanıştığım insanlar mutluymuş, mutsuzmuş, ölüyormuş, yaşıyormuş çok da sikimde…
Ben gönülden bağlı olduğum insanlar için varım. Onlar içindir tüm çabam. Zerre faydam dokunacak ise geri durmam bilirler.
Gönülden bağlı olduğum insanların sayılarının artması dileğiyle…

Yorum bırakın