O Kadar Yaraladılar Ki Beni…

JEAN-MİCHEL BASQUİAT, İSİMSİZ MELEK

Yine yazmaya ara verdim. Daha doğrusu yazmak için sebepler arasından sebep seçemiyordum. Zor günler geçiriyorum. Bizim memlekette bir söz vardır. Hep böyle örneklerle başlıyorum ama olsun ne yapayım memleket işlemiş ciğerimize.

Her bir cılligimiz bir yerde…
*cıllik = parça

Hayatta yanlışlarım oldu. Kimin olmadı ki?
Eşime, dostuma, aileme, dostlarıma kısaca etrafımda kim varsa onlara.

Benim en büyük yanlışım ise ne biliyor musunuz?

“Nereden bileceğiz lan davar?” diye cevap verdiniz hissettim.

Benim yanlışım kimse suçunu yanlışını günahını kabul etmezken benim tüm bu yaptıklarımı kabul ediyor olmam. Ben böyle bir adam olarak bildim kendimi. Yanlış senin de olsa söyledim benim de olsa söyledim. Benim yoğurdum ekşidir demedim hiç. Bak bak arada atasözü falan kullanıyorum.

Karşımda gaddar olanı da gördüm benden yufka yüreklisini de.

Bana hatalar yaptılar. Bana yanlış yaptılar. Benim ciğerimi yaktılar.

Ben ne yaptım bunları yapanlara?

Sevmediğim kişi ise intikam yemini ettim. Er geç ciğerine vurdum ya da zamanını bekliyorum. Ben nefret kin intikam dolu biriyimdir. Bilenler bilir de okuyanlar okuduğu kadar…

Gelelim asıl konuya.
Sevdiğim kişiler yanlış yapınca ben ne yaptım biliyor musunuz? Evet tamam biliyorum bilmiyorsunuz. “Yaz da okuyalım göt “dediniz şimdi de.

Olmamış gibi davrandım.
Sevdiğimdir dedim geçtim.
Karşı zerre kötülük ne yaptım ne de aklımdan geçirdim.
Bir kez güldürler mi unutuverdim ve bana hata yapanı affettim bile demeden hatayı olmamış gibi kabul ettim. Bunu hep yaptım. Fıtrat meselesi bu. Benim de yaradılışım bu.

Yine memlekette bir söz var. “Amına koyacam memleketinin senin” dediniz şimdi de kulaklarım çınladı.

Tilki bir delikte bir kere sikilir.

Ben defaten sikildim ama sanırım zevk mi alıyorum ne devam ettim durdum.

Ya ben yanlış yaptığımda?

Beni öyle harcadılar ki…
Ulan hiç hatır gönül yokmuş gibi.
Ulan zerre sevgi yokmuş gibi.
Şerefsizler hani yaratılanı seviyorduk yaradandan ötürü Allahsız kitapsızlar.
Hani siz hata yaparken ben sizi bağrıma basıyordum neyse diyordum vicdansız kalpsizler.

Zehir zemberek doluyum değmeyin dilediğim gibi devam edeyim.

Kimsenin sikinde olmadım ben hata yaptığımda. Kimse sikine sallamadı beni. Tek cevapları siktir git oldu. Bende siktir olup gittim. Beni siktir edenler gel dediğinde ne mi yapacağım? Kalkıp bir daha siktir edileceğim zamana kadar yine yanlarına gideceğim.

“Ne yüz var ne de astar sende de” dediniz bunu da hissettim.

Ben bu hayata bunun için gelmişim biraz da sanırım. Birileri benim iyi duygularımı kullansın, onlar hata yapsın ben sevdiğim için ulan neyse diyeyim ama ben hata yapınca kapı dışarı…

Günler geçiyor ve daha iyi anlıyorum galiba.
Hani ben kin doluydum heni ben nefret doluydum hani ben intikamcıydım ya ne kinler varmış gönlümdekilerde ne kinler varmış ruhumdakilerde ne intikamlar varmış genlerimdekilerde.

Sevmediklerim neyse de beni en çok sevdiklerim yaraladı ve dönüp ardlarına bile bakmadılar.

Olsun. Can sağ, baş dik, ön açık, gelecek zaman çok.

Boşuna Pir Sultan Abdal’ın dememiş

“Şu ellerin taşı hiç bana değmez.

İlle dostun bir tek gülü yaralar beni.”

Kar yüklü dallarım varsın eğilsin
Bahara ne kaldı solma be gülüm…

Yorum bırakın