Hayali bile kötü…

100 yaşındaki halinize bir mektup yazın.

İnsan ne kadar yaşar?

İnsanın yaşamış olduğunun kanıtı nedir?

Geride kalan zaman dilimine bakıp ufak bir matematik hesabı yapıp bilmem kaç zamandır yaşıyorum demek midir yaşamak?

Her sene hiç es geçmeden hunharca hayvan gibi kutlamalarla yeni yaşını kutlamak mıdır yaşamak?

Nedir yaşamanın veya yaşamış olmanın kanıtı?

Sanırım çokça soru ile başlamak o parlak o eşsiz ve sonsuz beyinlerimizde şimşekler çaktırdı. Öyle ya herkes kendine göre zeki ve dinamo gibi çalışan beyne sahip. Yersen…

Erdal EREN mi çok yaşadı Kenan EVREN mi?

Soldan örnek verdim bir de siyasal islam cephesinden örnek vereyim de mimlemeyin beni. Sağ mı? Sağ bitti gitti. Sağ mı kaldı?

28 Şubat’ı görüp o zulmü yaşayanlar mı bu hayatı yaşadı yoksa mücadeleyi kazandıktan sonra o zafer mirasını bıraktıkları türbanlı tiktoker bacılarım mı?

‘’Onlar kim?’’ diyen tonlarca insan var şu an. Tonlarca diyorum çünkü bu insanların yaşamları konusunda fikir sahibi olmayanlar sadece et ve kemik yığınıdır ve kilo ile ton ile hesabı yapılır. Sözüm ona yaşıyoruz da diyorlardır. Hoş türbanlı tiktoker bacılarım yaşıyor bu hayatı. Kokarak, kokuşarak ve dejenere olarak.

Her insanın yaşamak ile ilgili bir cevabı vardır. Güzel evi, güzel arabası, güzel manitası, dolgun maaşı vs olan insanlara bakıp ‘’Yaşıyor lan bu hayatı.’’ deriz. İçimizde gider ya hani o hayatlara içinde neler yaşandığını bilmeden…

Al işte o hayatı yaşıyor biz yaşamıyoruz oldu. ‘’E nefes alıyoruz ya yaşıyoruz hala.’’ Hani ev hani araba hani manita hani para? Elinde somut olanakları olanlar yaşıyor olmayanlar ise sadece oksijen israfı gibi bir sonuca varmak pek de yanlış değil.

Konuyu daha fazla dağıtmadan gelelim 100 yaşımdaki halime yazacağım mektuba.

İlk olarak ben 100 yıl yaşamam, yaşayamam. 100 yaşıma da gelsem kendime yaşadım demem sanırım. Dur hele bakalım.

Zaman zaman ardına dönüp bakmalı insan ve ardında bıraktığı iyi şeylerin sayısına göre yaşadım veya yaşamadım demeli.

Tamam lan hepinizin bir yorumu var yaşamakla ilgili bunlar benim yorumlarım.

Başlıyorum mektuba…

Sevgili 100 Yaşım,

Bu mektubu sana 37 yaşımdan yazıyorum. Bir asrı devirdik lan hadi yine iyiyiz namımız oldu Bir Asırlık Çınar diye. Amına koyayım ne yaprak kalmış ne dal ne de yeşil bir taraf. Kuru göt bir tahta parçasısın artık eminim. Sikeyim böyle çınarı. Ardında ne bıraktın merak ediyorum? Öyle ya tam 63 sene daha yaşadın illa ki bir şeyler yapmışsındır kayda değer. Şu an bir kızım ve bir oğlum var. Yine bir çocuğum oldu mu ya da çocuklarım. Yeniden evlendin mi lan? Kimlerin cenazelerine omuz verdin? Sevdiğin kaç insan öldü? Orospu çocuklarının sülalesinden yaşayan var mı daha? Geberip gittiklerinde musallada ‘’hakkım haram zehir zıkkım olsun’’ diye haykırdın mı? Bak eğer bunu yapmadıysan en adi götsün haberin olsun. Yapmışsındır yapmış. Bilirim ben o kin ve nefreti. Madigudi işlerine kaç yaşına kadar devam ettin? En son seksini kaç yaşında yaptın? Yok amına koyayım hala seks yapamazsın diye düşünüyorum. Altında bez var mı lan? Altına işiyor musun? Huzurevindesin demi lan sana kimse tahammül edemedi değil mi? Çekilmez bir adamdın zaten bi yerden sonra seni siktir ettiler değil mi?

Hiç dostun kaldı mı? Yaşayan hiç dostun kaldı mı lan? Yalnızlığı çok severdin iyice yalnız kalıp kafanı dinledin mi bari? Öyle ya bir sen kazık çaktın dünyaya onlar öldüler herhalde.

Yaşadın mı lan bu hayatı?

Şimdi aklın ve hafızan yerindeyse dön bak ardına kayda değer iyi bir şey bıraktın mı?

Cevabın ’’Evet bıraktım. Hem de ne iyi şeyler bıraktım’’ ise sana helal olsun huzur içinde geberebilirsin artık.

Ha yok ‘’Nerde hiç bir iyi şey bırakamadım rezil rüsva ettim bu hayatı.’’ diyorsan.

Yaşadığın yılları ayrı, günleri ayrı ve saatleri ayrı sikeyim.

Mektubuma son verirken gözlerinden öperim 🙂

Yorum bırakın