Bazı vedalar vardır insanın içinde bazı kapıları kapatırken insanın içinde hiç bilmediği odalar açar, suskunluğun içinden geçerek kalbine en ağır hakikatleri fısıldarlar. İnsan o zaman gidenin ardından değil de kendinden eksilen bir parçanın izini sürmeye başlar. Çünkü her veda kaybetmek değildir aslında bazı vedalar, kendini yeniden keşfetme sürecidir bizim için.
Giden yoluna devam eder sanırız, aslında kalan da hayatının karanlık ve çıkmaz sokaklarından süzülen ışıkların peşinden emeklemeye başlar. En güzel başlangıç değil midir aslında emeklemek? Düşersin kalkarsın tekrar düşersin ama sonunda hep kalkarsın ve varacağın en güzel günlerin peşinden gidişinin ilk başlangıcıdır bunu hissedersin. Çünkü her yara kabuğunu bağladıkça seni biraz daha güçlendirir. Her kırılış içindeki saklı direnci gün yüzüne çıkarır. Zamanla anlarsın ki düştüğün yer bir son değil aslında yeniden doğrulmayı öğrendiğin en gerçek başlangıçtır. Ve insan en çok yıkıldığı yerde filizlenir, en karanlık anların içinde kendine doğru yürümeyi öğrenir.
Sonra, yürüdükçe hafiflediğini fark edersin geride bıraktığın her şey omuzlarından bir yük gibi düşer. İçinde adını koyamadığın bir huzur filizlenir. Artık ne geçmişin ağırlığı seni ne yere çeker ne de korkuların yolunu keser. Çünkü öğrenmişsindir, insan en çok kendini affettiğinde iyileşir ve en çok vazgeçebildiğinde özgürleşir. Ve o an vardığın yerin bir son değil. Kendi içindeki en güzel başlangıç olduğunu anlarsın.
Ve o başlangıcın içinde artık acele etmeden yürümeyi öğrenirsin. Her şeyin bir vakti her duygunun bir sebebi olduğunu kabullenerek, içinde büyüyen o dinginlik sana hayatın en sade haliyle bile ne kadar derin olabileceğini fısıldar. Çünkü anlarsın ki insan, yolun sonunda bir yere varmak için değil o yolda kendini bulmak için yürür.
Ve belki de en büyük varış, sonunda aradığın her şeyin zaten içinde olduğunu anlayabildiğin o sessiz andır…

Kumru Nefesi


Yorum bırakın