Ramazan Ayı ve Bayramı

Ne diye başlıyordu kutlama iletileri ‘’tüm müslümanların ya da tüm islam aleminin’’ bilmem ne bayramı kutlu olsun.

Müslüman alemininde çok da sikindeydi senin bayram kutlama mesajın.

Neyin derdindesin birader? Kime neyin şekil yapıyorsun?

Geceden küstürdüğün çocukların hala sana buruklar. Gelecek olan misafirlere bayram günü ikram edilecek tatlıları börekleri yetiştiremeyen karına bağırmıştın dün gece.

Kapını çalacak evine gelecek iki tane götveren yüzünden tüm aileyi kırdın geçirdin haberin var mı? Kalkmış bana sözüm ona tüm alemin bayramını kutluyor. Bayram dediğin, kutlama dediğin ailendeki bireylerin gözündeki ışıltıdan belli olur. Işığını söndürdüğün gözler ne kutlama yapabilir ne de başka bir şey. Sadece kaçmak ister. Kaçıp uzaklaşmak. Seni o çok sevdiğin islam alemle baş başa bırakarak.

Ha seninle alakalı değil ama ortada bir bayram var.

30 gün aç kaldın diye sinir küpü olduğun günlerin, açın halinden anlayacaksın ya kefere iftar masanda eksik bir şey olduğunda bağırıp çağırdığın günlerin sonuna geldikleri için karın ve çocukların bayram ediyor ve konunun ne seninle ne de islam alemiyle en ufak bir alakası yok.

Neydi Ramazan ayının önemi? Basit tabirle açın halinden anlamak aman işte nefsini terbiye etmek falan.

11 ay nefsini terbiye edememiş 11 ay kimsenin en ufak halinden anlamamış sözüm ona müslümanların bu ayda tüm bunları idrak edip yapmasını bekliyoruz. Çok bekleriz.

Ulan bizim atasözümüz var ‘’Tok açın halinden anlamaz.’’ diye. Sabahtan akşama kadar aç köpek gibi davran, ona sataş buna sataş, trafikte kavga et, akşam olsun eksiksiz masa kur tıka basa öküz gibi ye sonra şükür et. Tok halinle açın halinden anla. (Özür dilerim hayvan örnekleri için).

Sen iftar masasında tıkınırken çocukların bebeklerin üstüne bomba yağıyor müslüman uyuma. Dinin neresindesin sen?

Nerde kaldı açın hali? Nerde kaldı nefis terbiyesi aslanım? Nerde kaldı din kardeşlerin?

Sana bir şey söyleyeyim mi? Sen bir pisliksin ve senin nefsini kontrol etmen ve birilerinin düşkün halinden anlaman söz konusu olamaz. Şimdi sen Adin cennetimi ne öyle bir yer varmış cennetin içinde daha cennet bir köşe galiba orasını düşünüyorsundur ama üzgünüm bu halinle ancak cehenneme odun olursun. Bak yanarsın demiyorum yananlara odun olursun o kadar yok olursun.

‘’Sen dört dörtlük müsün lan göt millete sallıyorsun?’’ dediğinizi duyar gibiyim.

Öz eleştiri yapalım biraz.

Ben yıllarca oruç tuttum sonra bir yerden sonra bıraktım. Ha ne anladın ne anlamadın derseniz kendimce açıklamalarım var elbette.

Açın halinden anlamakla başlayayım. Oruç tuttuğum günlerde akşam iftar masası kurulacağını ve üç aşağı beş yukarı ne yiyeceğimi biliyordum. Halden anlamak bu değildi ki. Bir insan düşünün sabahtan akşama kadar çalışıyor ve akşam yemek yiyip yiyemeyeceğinin garantisi yok. Aç olmak budur ve aç olan karnını ne şekilde doyuracağınıda bilmiyor ayrıca. Baktım ben hiç bu durumda kaldım mı? Hayır. Bana ne kattı hiç bir şey?

Gelelim nefis terbiyesine. Kendimce ahlaklı bir adamım. Bana ait olmayan herhangi bir şeye nefsim kabarmamıştır. Herhangi birisinde olan bir şeye hasetlik etmemişimdir. Dümdüz kendi hayatıma bakmışımdır. Bu bakış açım ve ahlakım ay yıl daha doğrusu zaman meftunu farketmeden böyledir. Ramazan ayında bu konu nedense gündeme ayrıca geliyor. Ulan 11 ay sapık olan, tacizci olan, hırsız olan, yolsuz olan nefsini 1 ayda köreltip kontrol altına alabilir mi? Çok çok 1 ay tüm bu iğrenç işlere ara verir.

Benim mevcut düzen ve sistem eleştirilerim uzar gider ardı arkası kesilmez. Bu yüzden yazımı ufaktan sonladırayım.

Değil bir ay binlerce ay da gelse geçse toplum olarak çok az kısmımız bu halden anlama ve nefis terbiyesi meselesine odaklanacaktır.

Kimi insanlar bu dünyaya kötü örnek olsun diye gelmiştir. Günah işlemeye, suç işlemeye ve kötülük etmeye. Bu insanlar bize denk geldikçe yara alıyor iyileşiyor sonra adına da tecrübe diyoruz.

Bu kötü örneklerle hiç karşılaşmamanız dileğiyle…

Ben bu kadar pisliğin içinde kutlanacak bir şey göremiyorum ama illa kutlayacak olan varsa Ramazan Bayramı kutlu olsun.

Yorum bırakın