Etiket: dost
-
Hayali bile kötü…

Yaşamak, sadece yaşlanmak değil; yaşamın derinliklerine inmek ve geride bıraktığımız değerlerle hesap yapmak demektir. Her yaşamın ardında, ne kadar anlamlı şeyler bırakabildiğimiz belirleyici olur. 100 yaşındaki halime yazacağım mektup, bu derin sorgulamaları dile getiriyor.
-
Olmalı mı?

Göbek adı, yeni doğan bebeklerin göbek kordonu kesilirken verilen geleneksel ikinci addır. Bu isim, bebek sahibi ailelerin hayatlarına derin bir etki bırakır. Tarih boyunca göbek adları, toplumsal ve kültürel kimliklerin önemli bir parçasını oluşturmuştur.
-
İnsan Nasıl Kokar?

Bu soruya türlü türlü cevaplar gelebilir. Çiçek gibi, çilek gibi, tarçın gibi vs vs diyenler de olur ölü gibi, leş gibi diyenlerde… Kastım fiziksel bir durum değil ya da burun ile alınan somut bir koku. Kastım gönülden fark edilen o çürümüşlük o kokuşmuşluk durumu. Bize değip dokunmayan ya da bizimle direk bağlantısı olmayan kişilerde bir…
-
Bahçedeki Vişne Ağaçları

Bir ağaç ne kadar önemli olabilir ya da ne kadar anı biriktirebilir ya da bizi bir ağaca bakıp geçen yıllarımızı düşündüren nedir? Bilimsel olarak baktığımızda… Şaka şaka. Oturup makale mi yazacağım sanki? Sen bakarsın ağaç dersin geçersin. Meyvesi varsa ve ortam müsaitse koparıp yersin. Aslına bakarsan ben öyle çevre düşkünü birisi değilimdir. Ha çevre düşmanı…
-
O Kadar Yaraladılar Ki Beni…

Yine yazmaya ara verdim. Daha doğrusu yazmak için sebepler arasından sebep seçemiyordum. Zor günler geçiriyorum. Bizim memlekette bir söz vardır. Hep böyle örneklerle başlıyorum ama olsun ne yapayım memleket işlemiş ciğerimize. Her bir cılligimiz bir yerde…*cıllik = parça Hayatta yanlışlarım oldu. Kimin olmadı ki?Eşime, dostuma, aileme, dostlarıma kısaca etrafımda kim varsa onlara. Benim en büyük…
-
İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNİ YAKANLARLA TANIŞTIM

Bir gün yine Ankara’dan taşınıyordum. Bu ikinci taşınmamdı. Tekrar geleceğimi ve geldikten sonra da tekrar taşınacağımı bile bile bir kez daha taşınıyordum. Bir şehirden ne kadar gidilebilirse o kadar gideceğim. Bunun da sınırlarını hep birlikte göreceğiz. Taşınma işini aylar öncesinden planladım. Öncekinde olduğu gibi sadece kitaplarımı ve kıyafetlerimi götürecektim. Kesin taşınmadan tam dört ay önce…
-
Anlamak, Anlaşılmak ve Yanlış Anlaşılmak…

Son yazımın üzerinden uzun zaman geçti biliyorum. Aslında hemen hemen her gün yazmalıyım düşüncesi aklımda dolaşıyordu. Kısmet bugüneymiş. Aman da aman ne kadar mukedderatçı birisiymişim ben. Nasip kısmet be gülüm 🙂 Alnımıza ne yazılmışsa o. Okuyan dostlar beni anladınız değil mi? Bu yazımın konusu tam da bu Anlamak… Şöyle bir sorgulayalım kendimizi ne kadar anlıyoruz…
-
Doğum Günleri…

Yazmaya ara vermiştim uzun zamandır. Bir türlü vakit bulamadım bilgisayarın başına oturmak için. İşlerim bu ara çok yoğundu. İlk bulduğum vakitte oturdum ve yazmaya başladım. Ne zamandır aklımda olan bir başlıktı doğum günleri. Doğum günleri neden özeldir? Neden kutlanır? Ufak çaplı bir araştırma yaptım ve doğum günü kutlamasının eski Mısır’a dayandığını buldum. Firavunlar taç giydiğinde…
-
Cuma Namazını Terkediş…

Yazının başlığına bakınca ibadetlerini yerine getiren bir mümin gibi düşünebilirsiniz beni ama değilim. Çoğu zaman sevdiğim bir arkadaşımı kıramayışımdan bulunmuşumdur ibadethanelerde. Camii değil mi ne ibadethanesi oğlum lan sen müslüman değil misin dediğinizi duyar gibiyim. Evet ibadethane. Çünkü tanıştığım bir Ermeni kızıyla kiliseye gidip ayin mi artık her ise ona katılmışlığım vardır. Sonuçta hepimiz din…
-
Dostluğun Başlangıcı…

Bir insanın hayatta kaç arkadaşı olabilir? Kaç tanesi ile uzun soluklu arkadaşlığı devam eder? Kaç tanesi ile çıkarsız görüşür? Ya dostları insanın? Kaç tane dostu olabilir kör topal yaşadığı bu köhne hayatta insanın? Dostluk ve arkadaşlık kavramlarının ayrımı ile boğuşmak istemiyorum şu an. Toplumun büyük bir kısmının kabul ettiği durumu yazmam yeterli olacak sanırım. ”Arkadaşlık…
