Etiket: emek
-
Tek Bir Şey İsterdim

Geçmişi unutmak istemiyorum, çünkü bu, geleceğe dair daha iyi bir perspektif kazanmamı sağlayacaktır. Geçmişin her anı, bana hangi dersleri öğrettiğini ve gelecekte nasıl daha güçlü bir insan olabileceğimi anlamamı sağlıyor.
-
Hayali bile kötü…

Yaşamak, sadece yaşlanmak değil; yaşamın derinliklerine inmek ve geride bıraktığımız değerlerle hesap yapmak demektir. Her yaşamın ardında, ne kadar anlamlı şeyler bırakabildiğimiz belirleyici olur. 100 yaşındaki halime yazacağım mektup, bu derin sorgulamaları dile getiriyor.
-
Çok Uzun Zaman Oldu…

Ne zamadır yazmıyorum? Aylar mı? Yıllar mı? En son yazımı ne zaman yazdım? Üzerinden o kadar çok zaman geçmiş ki dönüp geriye bakmam gerekti hesaplama yapmam için. En son yazımı 585 gün önce yazmışım. Tam 585 gün önce. Hayatımın sikilmişliğine bir yenisinin daha eklenmesinden 10 gün önce falan. İnsan nasıl kokar diye başlamışım son yazıma.…
-
İnsan Nasıl Kokar?

Bu soruya türlü türlü cevaplar gelebilir. Çiçek gibi, çilek gibi, tarçın gibi vs vs diyenler de olur ölü gibi, leş gibi diyenlerde… Kastım fiziksel bir durum değil ya da burun ile alınan somut bir koku. Kastım gönülden fark edilen o çürümüşlük o kokuşmuşluk durumu. Bize değip dokunmayan ya da bizimle direk bağlantısı olmayan kişilerde bir…
-
Bahçedeki Vişne Ağaçları

Bir ağaç ne kadar önemli olabilir ya da ne kadar anı biriktirebilir ya da bizi bir ağaca bakıp geçen yıllarımızı düşündüren nedir? Bilimsel olarak baktığımızda… Şaka şaka. Oturup makale mi yazacağım sanki? Sen bakarsın ağaç dersin geçersin. Meyvesi varsa ve ortam müsaitse koparıp yersin. Aslına bakarsan ben öyle çevre düşkünü birisi değilimdir. Ha çevre düşmanı…
-
O Kadar Yaraladılar Ki Beni…

Yine yazmaya ara verdim. Daha doğrusu yazmak için sebepler arasından sebep seçemiyordum. Zor günler geçiriyorum. Bizim memlekette bir söz vardır. Hep böyle örneklerle başlıyorum ama olsun ne yapayım memleket işlemiş ciğerimize. Her bir cılligimiz bir yerde…*cıllik = parça Hayatta yanlışlarım oldu. Kimin olmadı ki?Eşime, dostuma, aileme, dostlarıma kısaca etrafımda kim varsa onlara. Benim en büyük…
-
İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNİ YAKANLARLA TANIŞTIM

Bir gün yine Ankara’dan taşınıyordum. Bu ikinci taşınmamdı. Tekrar geleceğimi ve geldikten sonra da tekrar taşınacağımı bile bile bir kez daha taşınıyordum. Bir şehirden ne kadar gidilebilirse o kadar gideceğim. Bunun da sınırlarını hep birlikte göreceğiz. Taşınma işini aylar öncesinden planladım. Öncekinde olduğu gibi sadece kitaplarımı ve kıyafetlerimi götürecektim. Kesin taşınmadan tam dört ay önce…
-
Anlamak, Anlaşılmak ve Yanlış Anlaşılmak…

Son yazımın üzerinden uzun zaman geçti biliyorum. Aslında hemen hemen her gün yazmalıyım düşüncesi aklımda dolaşıyordu. Kısmet bugüneymiş. Aman da aman ne kadar mukedderatçı birisiymişim ben. Nasip kısmet be gülüm 🙂 Alnımıza ne yazılmışsa o. Okuyan dostlar beni anladınız değil mi? Bu yazımın konusu tam da bu Anlamak… Şöyle bir sorgulayalım kendimizi ne kadar anlıyoruz…
-
Babadan Oğula Geçmeyen Hayatlar…

Babadan oğula geçen çok durum var say say bitmez. Cihan devleti mesela Ağa babasından çocuklarına bir köy. Büyük bir şirket ya da bir bakkal dükkanı. Ya başarı? Ya şan? Ya isim? Ya temizlik dürüstlük ve ahlak? Oğul dediğime bakmayan kastım babadan çocuklarına kalan şeyler. Ancak toplumun saçma cinsiyetçiliğine ara ara ben de maruz kalmışım belli…
