Kategori: Genel
-
Tek Bir Şey İsterdim

Geçmişi unutmak istemiyorum, çünkü bu, geleceğe dair daha iyi bir perspektif kazanmamı sağlayacaktır. Geçmişin her anı, bana hangi dersleri öğrettiğini ve gelecekte nasıl daha güçlü bir insan olabileceğimi anlamamı sağlıyor.
-
Ramazan Ayı ve Bayramı

Bayram, birlik ve beraberlik ruhunu güçlendirmek için harika bir fırsattır. Ancak bazı bireyler bu özel günde aile içi huzuru bozarak, başkalarının mutluluğunu engellemektedir. Bayramın gerçek anlamı, sevgi ve saygıyla birbirimize yaklaşmaktır.
-
VEDA

Bazı vedalar vardır insanın içinde bazı kapıları kapatırken insanın içinde hiç bilmediği odalar açar, suskunluğun içinden geçerek kalbine en ağır hakikatleri fısıldarlar. İnsan o zaman gidenin ardından değil de kendinden eksilen bir parçanın izini sürmeye başlar. Çünkü her veda kaybetmek değildir aslında bazı vedalar, kendini yeniden keşfetme sürecidir bizim için. Giden yoluna devam eder sanırız,…
-
ZAMAN

Hayatın kısa anlarında, bazen bir kuşun kanadını çırpması kadar büyüleyici, bazen bin yıl gibi geçer. Geçen zamanın kekremsi tadı, kalan anların çilek kokulu çikolata misali kalıcı etkiler bırakır. Her ikisi de hayatımızın en değerli parçalarıdır.
-
Hayali bile kötü…

Yaşamak, sadece yaşlanmak değil; yaşamın derinliklerine inmek ve geride bıraktığımız değerlerle hesap yapmak demektir. Her yaşamın ardında, ne kadar anlamlı şeyler bırakabildiğimiz belirleyici olur. 100 yaşındaki halime yazacağım mektup, bu derin sorgulamaları dile getiriyor.
-
Olmalı mı?

Göbek adı, yeni doğan bebeklerin göbek kordonu kesilirken verilen geleneksel ikinci addır. Bu isim, bebek sahibi ailelerin hayatlarına derin bir etki bırakır. Tarih boyunca göbek adları, toplumsal ve kültürel kimliklerin önemli bir parçasını oluşturmuştur.
-
Geleceğe Bak(a)mamak…

Filmdeki sahne zihnimi yankılarken, Eskileri hatırlıyorum, yenileri unuturken dedim. Geçmişin ağırlığı bugün de hissediliyor. Hayatın bu girdabında hangi evredeyim?
-
Çok Uzun Zaman Oldu…

Ne zamadır yazmıyorum? Aylar mı? Yıllar mı? En son yazımı ne zaman yazdım? Üzerinden o kadar çok zaman geçmiş ki dönüp geriye bakmam gerekti hesaplama yapmam için. En son yazımı 585 gün önce yazmışım. Tam 585 gün önce. Hayatımın sikilmişliğine bir yenisinin daha eklenmesinden 10 gün önce falan. İnsan nasıl kokar diye başlamışım son yazıma.…
-
Elveda Gelecek

Saat öğlenin on ikisi, bir kamyonetin kasasında gidiyoruz. Öyle kıvrıla kıvrıla bir yol. Tırmanıyoruz dağı. Uzak ufuklar bulutlu, karlı biraz da puslu. Sigaranın sıcağı parmağıma yakın. Memleket desem değil, gurbet desem değil sarsıla sarsıla gidiyoruz. Çantamda birkaç günlük elbise, cebimde biraz para, biraz da tütün. Arabanın kasasında bir ben varım. Kendimle sus pus, üzerimde ölüm…
-
Yıldızlı Gece

Geceydi, yer gök silme yıldız kaynıyor. Kımıl kımıl balkıyor çıraları. Bir odun ateşi yakmışız yanıbaşımızda. Cırcır böceklerinin çığlıkları almış her yanı. Uzak köylerden bir köpek sesi geliyor. Kesin domuz sürüsü köye yaklaşmıştır. Ya da kokusu deyen kavunlara gelen bir ayı olmalı. Karşı köyün yollarından kıvrıla kıvrıla bir araba ışığı vuruyor bu yana.Üst komşu dertli bir…
-
Gecenin Ağırlığı

Boşalan bira şişeleri ve tepeleme izmarit dolmuş küllük, Küçükesat’taki tek göz eve ağır bir koku salmıştı. Sızdığı koltuktan kalktı adam tuvalete girdi çıktı yatağına oturdu saate baktı 3’ü 20 geçiyordu sigarasına baktı son dal sigarası kalmıştı. Dikkatlice yakıp iştahla ciğerlerine çekti ve usulca odaya saldı dumanını. Üç defa öksürdü. Ciğerleri, boğazı, ağzı ve nefesiyle heybetli…
-
ULUS ÇARŞISI

Ulus çarşısında bir esnaf güncesidir ne kadar matah olabilir ki hayat. Öğleden sonra etmişim siftahı. Gelen giden desen müşteri demeye bin şahit. Durumları benden beter. Öylesine bakıyorlar işte onlar da olmasa akşam olmayacak gibi. Kredinin taksiti de geldi yine. Allah büyük. Bak ikindi de okunuyor önümüz bayram çocuklar bayramlık ister harçlık bekler. Eve ekmek götürmek…
-
Yenidoğan

Ankara’da akşam 302’ye binip Yenidoğan’a giden herkes otobüsün yokuşu dönerek yukarıya doğru tırmandığı yerde solunda öyle bir Ankara manzarasıyla karşılaşır ki büyülenmemek elde değildir. Bir an düşünürsün işte Ankara oradadır. Bu şehri daha önce o noktada gördüğün kadar güzel görmemişsindir hiç. Sağında bambaşka bir dünya vardır. Gecekondular, işçiler, yoksullar ve müptezeller vardır hatta çok daha…
-
İnsan Nasıl Kokar?

Bu soruya türlü türlü cevaplar gelebilir. Çiçek gibi, çilek gibi, tarçın gibi vs vs diyenler de olur ölü gibi, leş gibi diyenlerde… Kastım fiziksel bir durum değil ya da burun ile alınan somut bir koku. Kastım gönülden fark edilen o çürümüşlük o kokuşmuşluk durumu. Bize değip dokunmayan ya da bizimle direk bağlantısı olmayan kişilerde bir…
-
Ankara’nın En Uzun Mevsimi

(Kuğulu Park/Ankara) ‘Ben ankaraya taşınıyorum’ dediğiniz zaman genellikle insanların ilk tepkisi ‘aman dikkat et Ankara’nın kışı sert olur’ şeklindedir. 2013 ilkbaharında taşınırken en çok duyduğum cümlelerden birisiydi benim de. ilk senelerde gerçekten de çok kar yağmış iş yerlerinin okulların tatil edildiği de olmuştu. Şiirlerde ya da şarkılarda ankara kışına yapılan güzellemelerin etkisinden midir bilmiyorum ama…
-
Kurtuluş Parkı

Kurtuluş parkının müdavimleriyiz ikimiz de. Sen sabah koşmaya gidiyorsun ben ise akşam bira içmeye. Birimiz gün ışığını seviyor ötekimiz ay ışığını. Geceyle gündüz kadar uzağız birbirimize. Aynı şehirde on iki saatlik zaman farkı yaşıyoruz. Ne zaman, nasıl rastlaşacağız birbirimize. Ne ara şiir yazacağım ben sana. Kışın geceleri kar yağdığında nasıl güzel oluyor burası biliyor musun?…
-
Bahçedeki Vişne Ağaçları

Bir ağaç ne kadar önemli olabilir ya da ne kadar anı biriktirebilir ya da bizi bir ağaca bakıp geçen yıllarımızı düşündüren nedir? Bilimsel olarak baktığımızda… Şaka şaka. Oturup makale mi yazacağım sanki? Sen bakarsın ağaç dersin geçersin. Meyvesi varsa ve ortam müsaitse koparıp yersin. Aslına bakarsan ben öyle çevre düşkünü birisi değilimdir. Ha çevre düşmanı…
-
Fotoğrafta Ulus Etkisi

13 Şubat 2014’te çekmiştim bu fotoğrafı görüntü kalitesindeki farklılıktan da anlaşılıyordur eski olduğu. Ankara’da fotoğraf çekme deyince aklıma Ankara’nın parkları gelir daha çok. Özellikle de Gençlik Parkı. İş yerine yakın olduğu için sabah, öğle, akşam, her mevsim her halini görmüşümdür o parkın. O yüzden Ankara’da çektiğim ilk fotoğraflar da Gençlik Parkına aittir. Sabah ve öğlenleri…
-
Evrim Teorisi

Ankara’daki Öğrenci evinde dört kişi kalıyorduk. Ev, Dışkapı’da okulun yani Veterinerlik Fakültesi’nin hemen karşısıydı bundan mütevellit gelen gidenimiz çok olurdu ve öğrenci evlerinin vazgeçilmezi durmadan içilen çaydır. Tabii şeker de aynı oranda tüketilir. O zamanlar şekersiz çay içenler tarikatına katılmamıştım henüz tek şeker atıyorum çaya. Öyle bir ağır karıştırıyorum ki çayı otur izle yedi sigara…
-
O Kadar Yaraladılar Ki Beni…

Yine yazmaya ara verdim. Daha doğrusu yazmak için sebepler arasından sebep seçemiyordum. Zor günler geçiriyorum. Bizim memlekette bir söz vardır. Hep böyle örneklerle başlıyorum ama olsun ne yapayım memleket işlemiş ciğerimize. Her bir cılligimiz bir yerde…*cıllik = parça Hayatta yanlışlarım oldu. Kimin olmadı ki?Eşime, dostuma, aileme, dostlarıma kısaca etrafımda kim varsa onlara. Benim en büyük…
-
Liman Apartmanı

Bu toprağa ne eksen filizlenip boy verir. Ben de filizlenmiştim. Ama sadece filizlendim. Ötesini çok gördüler. Her baharda yeni çıkan sürgünlerimi tutup kopardılar, kırdılar, kestiler. Elmaysan elma kalacaksın dediler armut olamazsın, eğer bir elma gibi görünüyorsan kendinin ayva olduğunu iddia edemezsin dediler. Halbuki bıraksalardı ben de rengarenk çiçekler açıp meyveler verecektim. İyice güdük kalan dalım…
-
Anıları Taşıyan Bavul

Tüm anıları yanında getirmişti kadın elinde bavul AŞTİ’de, yazıhanelerin önünden geçiyordu. Henüz vakit çoktu, valizi sıkıca tuttu. Boş bir bankta oturdu. Biletini kontrol etti ve saate tekrar baktı. Etrafta koşuşturan başka yolculara baktı bir müddet. Yolları düşündü, yolda olmayı, cam kenarından yolları izlemeyi hayal etti. Etraftaki telaşa bir de terminalin danışmasından yapılan anons karıştı. Boğuk…
-
İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİNİ YAKANLARLA TANIŞTIM

Bir gün yine Ankara’dan taşınıyordum. Bu ikinci taşınmamdı. Tekrar geleceğimi ve geldikten sonra da tekrar taşınacağımı bile bile bir kez daha taşınıyordum. Bir şehirden ne kadar gidilebilirse o kadar gideceğim. Bunun da sınırlarını hep birlikte göreceğiz. Taşınma işini aylar öncesinden planladım. Öncekinde olduğu gibi sadece kitaplarımı ve kıyafetlerimi götürecektim. Kesin taşınmadan tam dört ay önce…
-
Yetmişli Yıllar

Yetmişli yılların sonu yaşım sekiz var yok. Babamın bizi şiir gibi dövdüğü yıllardı. Ankara’da tek göz bir gecekonduda alt alta üst üste yaşıyoruz. Anam gündeliğe gidiyor. Babam fabrikada işçi. Ben ise okul çıkışı boya sandığını alıp ulus meydanda ayakkabı boyuyorum. Akşamın ekmeğini alacak parayı çıkarınca ekmeği alıp doğru tren yoluna gidiyorum vagonlardan düşen kömürleri topluyoruz.…
-
Ankara

Bir şehir var içimde. Yolları, caddeleri, parkları, meydanları gürül gürül akıyor. Her gece farklı bir metro çıkışından çıkarken uyanıyorum rüyadan. Nereden baksan yarım gün uzağımda. Gün önce burada doğuyor sonra orada, ikindiye müteakip cenazeler önce burda defnediliyor sonra orada. Yeryüzünde çok az şehir var böyle adı söylendiğinde insanın aklına bir renk gelen. Bir kaç ay…
-
Anlamak, Anlaşılmak ve Yanlış Anlaşılmak…

Son yazımın üzerinden uzun zaman geçti biliyorum. Aslında hemen hemen her gün yazmalıyım düşüncesi aklımda dolaşıyordu. Kısmet bugüneymiş. Aman da aman ne kadar mukedderatçı birisiymişim ben. Nasip kısmet be gülüm 🙂 Alnımıza ne yazılmışsa o. Okuyan dostlar beni anladınız değil mi? Bu yazımın konusu tam da bu Anlamak… Şöyle bir sorgulayalım kendimizi ne kadar anlıyoruz…
-
Doğum Günleri…

Yazmaya ara vermiştim uzun zamandır. Bir türlü vakit bulamadım bilgisayarın başına oturmak için. İşlerim bu ara çok yoğundu. İlk bulduğum vakitte oturdum ve yazmaya başladım. Ne zamandır aklımda olan bir başlıktı doğum günleri. Doğum günleri neden özeldir? Neden kutlanır? Ufak çaplı bir araştırma yaptım ve doğum günü kutlamasının eski Mısır’a dayandığını buldum. Firavunlar taç giydiğinde…
-
En Sevmediğim Duygu…

Epeydir yazmak için bilgisayarın başına oturamıyordum. Kesildi mi kesiliyor bazen yazma isteği. Aslında aklımda farklı bir anım vardı yazacağım ancak bir kaç gündür içimde dolaşan o duyguyu yazmak istedim. Biraz da dertleşmek istedim sanırım kelimelerle. Dur bir sigara yakayım da daha iyi akıtayım buraya zihnimi. Biliyorum çok sigara içiyorum. Çevremdeki çoğu kişi ölümümün sigaradan olacağını…
-
Cuma Namazını Terkediş…

Yazının başlığına bakınca ibadetlerini yerine getiren bir mümin gibi düşünebilirsiniz beni ama değilim. Çoğu zaman sevdiğim bir arkadaşımı kıramayışımdan bulunmuşumdur ibadethanelerde. Camii değil mi ne ibadethanesi oğlum lan sen müslüman değil misin dediğinizi duyar gibiyim. Evet ibadethane. Çünkü tanıştığım bir Ermeni kızıyla kiliseye gidip ayin mi artık her ise ona katılmışlığım vardır. Sonuçta hepimiz din…
-
O Günü Bekleyebilecek miyim?

Kimler emekli olur? Nereden emekli olurlar? İş? Hayat? Emekli olmak bana göre bir son demek. Benim gibi işini severek yapan birisi için o işe başlamak ne kadar mutluluk verici olduysa o işten emekli olmak da o kadar hüzün verici olacaktır. Emekli olduktan sonra vasıfsız bir köşeye atılmış gibi hissedeceğim çok net. Şu an hatırı sayılır…
